Sabit Yazı

Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları

Cuma günleri Eskişehir civarındaki köy ve kasabaları dolaşıyoruz. Bu gezileri bir çeşit   alışkanlık haline getirdik. “Bahânesiz dost köyüne varılmaz” demiş Karacaoğlan. Bizim bahanemiz de cuma namazları oldu. Bu ıssız köy ve kasabalara gitmek için bir bahane aranıyor gerçekten. Yoksa durduk yerde kim gider Uyuzhamam köyüne ya da Dodurga’ya ya da Kocakaymaz’a. Cuma bizi her hafta yeni bir bahane aramaktan da kurtarıyor ayrıca. Yani, bu … Okumaya devam et Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları

Sabit Yazı

“Dedem Mehmet Rıfat”

Kendi dedemden söz etmiyorum. “Dedem Mehmet Rıfat“ grafik sanatçısı ve reklâmcı Uğurcan Ataoğlu’nun dünya gözüyle tanıyamadığı dedesinin anısına yayımladığı kitabın ismi. Kitabı ilk kez A.Ü Çağdaş Sanatlar Müzesinde gördüm. Uğurcan Ataoğlu’nun işlerinden oluşan kişisel bir sergi vardı Müzede. Sanatçının yayımladığı kitaplar da bir sehpa üzerine öylesine bırakılmış gibi duruyordu. Kitaplara elimi sürüp sürmemek konusunda kısa bir duraksama geçirdim. Sergilenen eserlere el sürülmez ya! Böyle bir terbiye … Okumaya devam et “Dedem Mehmet Rıfat”

Sabit Yazı

Şehir Müzesine Doğru Önemli Bir Adım: ETO Ticaret ve Sanayi Müzesi ve Ötesi

Eskişehir Ticaret Odası’nın girişimiyle şehrimizde güzel bir müze daha açıldı. Öncelikle ETO Başkanı Sayın Metin Güler’i bu girişiminden dolayı içtenlikle kutlar ve bir Eskişehirli olarak kendilerine teşekkür etmek isterim. Böyle bir projeye karar vermek kadar projeyi hayata geçirmek de kuşkusuz çok önemli ve yorucu bir iştir. Projeyi hayata geçiren ekibin başında bulunan Prof. Dr. Erol İpekli ve arkadaşlarını da tebrik ederim. Gerçekten çok iyi iş … Okumaya devam et Şehir Müzesine Doğru Önemli Bir Adım: ETO Ticaret ve Sanayi Müzesi ve Ötesi

Sabit Yazı

Şehir ve Tabiat

Amerikalı antropolog Ernest Becker’a göre, insanoğlu tabiattan kaçmak ve tabiatı aşmak için kültürü yaratmıştır. Becker’ın düşüncesini dayandırdığı temel ilkelerden biridir bu inanış. Ancak, yine bu düşünür insanın tabiattan kaçmak için yaptığı her girişimin sonuçta yine tabiatın bir yansıması olduğunu söyler. Becker’a göre bu bir paradokstur. Örneğin, gökdelenler insan yapımı dağlardan başka birşey değildir. Caddeler nehirleri simgeler. Bahçeler, dünyevi bir cennetin tezahürüdür. Hatta şehrin bizzat kendisi, … Okumaya devam et Şehir ve Tabiat

Sabit Yazı

“Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Bugünlerde bir seyahat dergisinin reklâmlarında sıkça duyuyoruz bu sözü. Olumlu anlamda kullanılıyordur hiç kuşkusuz. Sonuçta bir reklâmda geçiyor bu söz. Aslına bakarsanız “şehir”, öyküleme ve sinema sanatında her zaman önemli bir sembolik unsur olma işlevi görmüştür. Yalnızca sanat ve edebiyat alanında değil, tarihi ve sosyolojik süreçlerde de önemli roller üstlenir şehirler. Bazen, diğer şehirlerden rol çaldıkları da olur. Ülkemizde gözümüzün önünde politik bir çadır tiyatrosu sahneleniyor. … Okumaya devam et “Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Sabit Yazı

Elveda Hamamyolu, Unwelcome Urban Deck!

Hamamyolu sizlere ömür sayın seyirciler! Yerine konulmaya çalışılan şeye ise “hoşgeldin” diyemeyeceğim. Alâaddin ve Yediler Parkları, şehrimizin merkezinde bulunan iki önemli (başka da yok zaten) yeşil alandır. Bunlar şehrimize sonradan kazandırılan yerler değillerdir. Tarih boyunca (1000-bin- yıldan sözediyoruz) şehrimizle birlikte var olmuş ve belleğimizde yer etmiş mekânlardır buralar. Özel bir duyarlılık göstermemiz gereken bu alanlar, maalesef son 50 yılda korkunç bir hoyratlığın kurbanı olmuştur. Sözde hizmet … Okumaya devam et Elveda Hamamyolu, Unwelcome Urban Deck!

Sabit Yazı

Şehrin Azizleri

“Eskişehir’in Kahramanları” da diyebilirdik ama azizler demekte de bir yanlışlık yok. Evet! Her şehrin bir azizi vardır. Bazı şehirler ise aziz insanlar açısından çok daha zengindir. Eskişehir de bu şanslı şehirlerdendir. Hayatı maddi ve manevi yönüyle insanlığa örnek olabilecek büyük kişiliklerdir azizler ve azizeler. Batı’da yani Avrupa’da şehirlerin ve kasabaların koruyucu azizlerinden söz edilir. Bizim azizlerimizi onlarla karıştırmayalım lütfen. Çünkü, onlar atamayla “aziz” olurlar. Kimin … Okumaya devam et Şehrin Azizleri

Sabit Yazı

Akademik Gelenekler

  Gelenek, ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinemeyen, eskiden beri uygulana gelen ve genellikle iyi bir şey olarak kabul gören her türlü âdet, alışkanlık, davranış biçimi ve kültürel değerler için kullandığımız bir sözcüktür. Üniversitelerin de köklü geleneklere sahip olması arzu edilen bir şeydir. Köksüz olmayı kim arzu eder ki? Ancak, arzu etmek başka şeydir, olgusal gerçeklik başka şey. Daha dün kurulmuş bir üniversitenin tanıtım … Okumaya devam et Akademik Gelenekler

Sabit Yazı

Eskişehir’in Süper Kahramanı!

Hatırlayanlar olacaktır “Eskişehir’in Kalesi, Hocası ve Süper Kahramanı” başlıklı yazımda şehrimizin kalesinden sözetmiştim. Hocası ve kahramanı hakkında yazmayı ise bir başka yazıya bırakmıştım. Kısmet bugüneymiş. Bu yazımızda kahramanımızı anlatmaya çalışacağım dilim döndüğünce. Eskişehir’in herkesçe bilinen hocası yine bir başka yazıya kaldı. “Süper kahraman” da nerden çıktı diye sorabilirsiniz. Teksas-Tommiks okuyarak büyümüş, ilk okuma zevkini bu tür kitaplardan almış bir kuşaktan geldiğimiz için kahramanlar her zaman ilgimi çekmiştir, … Okumaya devam et Eskişehir’in Süper Kahramanı!

Sabit Yazı

Suyu Arayan Şehir

Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili Sezai KARAKOÇ Hepimizin aradığı sudur aslında. Sadece maddi anlamıyla değil, sembolik anlamıyla da suyu ararız. “Suyu arayan adamlar” olduğu gibi suyu arayan şehirler de vardır. Ne güzel şehirlerdir içinden su geçen şehirler: Saraybosna, Budapeşte, Bağdat…. Su gibi aziz şehirler. Suya batmış şehirleri saymıyorum. Venedik, ter su içindedir! Başını su üstünde tutmaktır … Okumaya devam et Suyu Arayan Şehir

Sabit Yazı

Romanlarda Eskişehir

Şehirlerin de bir karakteri vardır. Bu yüzden sanatın her alanı, özellikle edebiyat şehirlere ayrı bir ilgi gösterir. Bir roman karakteri olarak şehir, bireysel ya da toplumsal karakterler kadar ilginç olabilir. Çünkü, şehir mimariden ibaret değildir. Sadece tarihsel bir varlık olarak da niteleyemeyiz şehirleri. Şehir; inançları, duyguları, değerleri ve durum alışları da içeren hayli karmaşık bir zihinsel yapıdır. İstanbul, Bursa, Şam, Bağdat gibi anıtsal şehirlerin karakter … Okumaya devam et Romanlarda Eskişehir

Sabit Yazı

“Siyah Rus”

Kitapçı raflarında göz gezdirirken “Siyah Rus” başlığını görmemle kitabı elime almam arasında geçen süre, sarı ışıkla arkamdaki arabadan gelen korna sesi arasındaki süre kadardı muhtemelen. Rus’un kızılını ve beyazını bilirdim ama siyahının olabileceği hiç aklıma gelmezdi! İsminin yanı sıra kitabın kapağı da çok çekiciydi; 40’lı ya da 50’li yıllarda yayımlanmış ucuz macera romanlarını andırıyordu. Aslında aradığım, bir roman değildi. Yaşlandıkça daha az roman okuma ihtiyacını hisseder … Okumaya devam et “Siyah Rus”

Sabit Yazı

Kardeşim Battûta!

Başlık bir mektubun girişi gibi olsa da, “kardeşim” sözcüğünün İbn Battûta’ya ilişkin bütün duygularımı özetlediğini düşünüyorum. Aramızdaki 700 senelik yaş farkı ona “kardeşim” dememe engel değil. Seyahatnamesini okurken çağları aşan bir kardeşlik, arkadaşlık, duygudaşlık etkisine kapıldım. 700 sene önce yazılmış bir kitap gibi değil de, sanki modern zamanlara ait bir aydının kaleminden çıkmış gibiydi seyahatnamesi. Gönül eğlendirmek için gezmelere çıkmış sıradan bir gezgin ya da serüvenci … Okumaya devam et Kardeşim Battûta!

Sabit Yazı

Hiyeroğlif Çağına Geri Dönüş 😟

Kağıt endüstrisinde Müthiş bir gerileyiş tekniği Papirüs Mermer Tuğla Ceylan derisi İpek Kumaş Odun Saman Kepek Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saat. Sezai Karakoç’un anıtsal şiiri Hızırla Kırk Saat’ten yaptığımız alıntı , ilk keşfinden bu yana kağıt imalatında  kullanılan malzeme kalitesindeki düşüşe dikkat çeker bir yönüyle. Mermerden tuğlaya, ipekten kepeğe geçiş! Cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sadece kısa mesajlarımızda değil, normal yazılı metinlerde de sıkça kullanmaya başladığımız emojiler, bana Hızırla … Okumaya devam et Hiyeroğlif Çağına Geri Dönüş 😟

Ah Eskişehir! Güzel Eskişehir!

Yıllar önce, eşimin çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Almanya’nın doğu sınırındaki küçük kasabaya gittiğimizde, aradan otuz yıl geçmesine rağmen herşeyin olduğu gibi hiç değişmeden kalmasına şaşmıştık. Sokak adları, kapı numaraları, çocuk parkındaki salıncak, fırıncı dükkanı, hatta dükkanın tabelası, kırtasiyeci, oturdukları ev en ufak bir değişikliğe uğramadan Türkiye’ye dönerken bıraktıkları haliyle karşılamıştı eşimi. Bir şehrin geçmişin mirasını ve hatıralarını koruyarak ve geleceği gözeterek gelişmesi gerektiğini düşünürüm. İnsan … Okumaya devam et Ah Eskişehir! Güzel Eskişehir!