ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ KURULMALIDIR

book_art_014Cambridge’in vezirleriyle uğraşmaktan, asıl mesele üzerinde yeterince duramadık. Üniversitemizin bir yayınevi olması gerekir. Bunu, ilk kez, sizlere gönderdiğim “Geleceğimiz Anadolu” başlıklı mektupta ifade etmiştim. “İlkelerimiz-Projelerimiz: 10+” bildirgesinin 1. maddesinde de aynı gerekliliği vurgulamıştım. Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Üniversitelerin temel görevlerinden biri de bilgiyi ve yapılan araştırmaları olabildiğince geniş kitlelere ulaştırarak yaygınlaştırmaktır. Bunun en etkili yolu üniversitelerin aynı zamanda bir yayınevi gibi faaliyet göstermeleridir. İmrenerek baktığımız Batı üniversiteleri bunu yüzyıllardır yapıyorlar. Bu üniversitelerin saygınlıklarının temelinde yer alan faktörlerden biri de yayınladıkları birbirinden kıymetli eserlerdir. Aslında bizim üniversitelerimiz de geçmişte bu yayıncılık işini önemserlerdi. Gerek İstanbul Üniversitesi gerekse Ankara Üniversitesi yayıncılık anlamında önemli işler başarmışlardır. Temelimizi oluşturan Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ile üniversitemiz de bu konuda geri kalmamışlardır. Maliye kürsüsüne araştırma görevlisi olarak atandıktan bir kaç gün sonra odamda masamın üzerinde büyükçe bir paket bulmuştum. Merakla açtığımda içinde akademi döneminden itibaren basılmış kitapların bulunduğunu görmüştüm. Meğer göreve başlayan her asistana kendiliğinden böyle bir yayın paketi gönderme adeti varmış sevgili üniversitemizin.

Haklarını teslim edelim. Günümüzde yayıncılık işine önem vermeye devam eden üniversitelerimiz mevcut. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi bu geleneği hala sürdürüyorlar. Özellikle Bilgi Üniversitesi yayınladığı kitaplarla çok dikkat çekiyor.

Yayıncılık faaliyetinin üniversitelerin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Üstelik tanıtım harry-potteraçısından üniversiteye çok yakışan bir yöntemdir yayıncılık. Etkisi kalıcı ve süreklidir. Günümüzde bazı üniversitelerin TV reklamlarının ve billboard afişlerinin anlık etkisinden yararlanmaya çalıştıklarını görüyoruz. Ancak, bunlar sabun köpüğü gibi sönmeye mahkum yöntemler. Saygın bir yayınevinin üniversiteye sağlayacağı itibarı hiçbir reklam kampanyası sağlayamaz.

Evet, son zamanlarda bilimsel yayınların sayısının hızla arttığını görüyoruz. Ancak, ortada bir kalite sorunu olduğunu da görmezden gelemeyiz. Bu tür yayınların okuyucusu da az oluyor. Hakemler ile jüri üyeleri dışında nerdeyse hiç kimse tarafından okunmadıklarını söyleyebiliriz. Bunu da doğal karşılamak gerek.

Anadolu Üniversitesi Yayınevi’nin özellikle sosyal bilimler alanında kitap yayınlaması gerektiğini düşünüyorum. Basılacak kitaplar arasında piyasa tarafından çeşitli sebeplerle basılmayan değeri yüksek kitaplara da yer verilmelidir. Bence kendimizi konu ya da kapsam açısından sınırlamaya gerek yok. Sınırımız akademik, bilimsel, sanatsal ve estetik kalite ölçütleri olmalıdır.

Şiir, roman, hikaye gibi edebiyat ürünlerini de basabiliriz doktora tezlerini de. Hatta, sadece kendi üniversitemizde yapılan tezleri değil, başka üniversitelerde yapılanları da basabiliriz. Yeter ki yayın kurulu tarafından basılmaya değer bulunsun. Ama, hiçbir zaman yayınevimizi rutin bir tez basım ofisine dönüştürmemeliyiz.

book-artOxford ve Cambridge Yayınlarının İngilizce öğretimi alanında başardığını biz niye Türkçe alanında başarmayalım. Türkçe dil öğretimine yönelik yayınlar yapabiliriz. Türkçenin de büyük bir dil olduğunu unutmayalım. Yurt dışındaki Türklere, Orta Asya ve Kafkaslardaki akraba topluluklara yönelik bir yayın politikası izleyebiliriz. Oxford University Press 40 farklı dilde yayın yapıyor. Biz de en azından diğer Türk lehçelerinde yayın yapabiliriz.

Basılan her kitabın elektronik versiyonunu da isteyenlere sunabilmeliyiz. Yani, bu yayınevi dijital yayıncılık da yapmalıdır. İnternet üzerinden bir satış ve pazarlama sistemimiz de olmalı. Bugün kitap almanın en pratik yolu online satışlardır.

Türkiye’nin her ilinde ve yurt dışında açıköğretim bürolarımız var. Bu bürolardan bir dağıtım noktası, hatta kitapevi olarak yararlanabiliriz. Bu açıdan yayın dünyasında bir rekabet üstünlüğümüz olabilir.

Bütün bu yayın faaliyetlerinde yüksek seviyeli kaliteden asla ödün vermemeliyiz. Onun temel şartı da sanırım iyi bir yayın kuruluna, hakem ve editör havuzuna sahip olmaktır. Bir de tabii bunları mali ve idari yönden destekleyecek iyi bir ofis ortamını, daha doğrusu profesyonel bir yayınevi neyi gerektiriyorsa onu hazırlamalıyız. Böyle bir yayınevi üniversitemize muazzam bir prestij kazandıracaktır. Hiç kuşkunuz olmasın.

Biliyorum, böyle bir yayınevinin mümkün olmayacağını söylemeye hazır, cepleri bu işin neden olmayacağına ilişkin gerekçelerle dolu insanlar da çok çevremizde. Bizim de onlarla işimiz olmaz. Onlara kalsaydı bugün Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi diye bir üniversitenin de olmaması gerekirdi.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s