Sabit Yazı

İki Film Birden: Müslüm ve Bohemian Rhapsody

Ne ilginç bir tesadüf! Freddie Mercury’nin hayat hikayesini konu alan “Bohemian Rhapsody” filmi ile Müslüm Gürses’i anlatan “Müslüm” filmi sinemalarda aynı anda gösterime girdi. Ben  her iki filmi de izledim. Hem de ardı ardına. Çocukluğumda “iki film birden” izlemişliğim çoktur. Şan Sinemasında üç film birden izlediğimiz olurdu. Gündüzün aydınlığında girdiğimiz sinemadan gecenin karanlığına çıktığımızda geçici bir körlük yaşardık! Köhne sinemanın tuhaf kokularla harmanlanmış kirli havasıyla … Okumaya devam et İki Film Birden: Müslüm ve Bohemian Rhapsody

Sabit Yazı

Bölünme Meselesi

Anadolu Üniversitesinin bölünmesinden söz ediyorum. Biliyorsunuz Mayıs ayında çıkarılan bir kanunla Anadolu Üniversitesi bölünerek Eskişehir Teknik Üniversitesi adıyla yeni (!) bir üniversite kuruldu. Böylece siyasiler Eskişehir’e vâdettikleri üçüncü üniversite sözünü yerine getirmiş oldular. Görünüşte de olsa söz tutuldu. Anadolu Üniversitesi bölünme tecrübesini ilk kez yaşamıyor. Ancak, bu sefer başına gelen diğerlerinden hayli farklı. Bölünmenin getireceği sorunların daha uzun bir süre her iki üniversiteyi meşgul etmesi … Okumaya devam et Bölünme Meselesi

Sabit Yazı

Türk Mektupları

Eski seyahatnameleri severim. “Nesini seversin?” diye sorarsanız pek çok sebep sıralayabilirim. Bir kere, gördüğüm-bildiğim yerlerin yüzlerce yıl önceki hallerini anlatan metinler beni fazlasıyla heyecanlandırır! Örneğin, büyük gezginimiz İbn Battuta’nın günümüzden tam 700 yıl önce, Eskişehir’den İstanbul’a giderken defalarca kenarından geçtiğim Mekece Köyünde  bir gece kaldığını, orada güzel bir şekilde ağırlandığını okuduktan sonra, Mekece benim için kenarından geçilen sıradan bir köy olmaktan çıkmıştır. Şimdi ne zaman oradan … Okumaya devam et Türk Mektupları

Sabit Yazı

Bir İntihal Hikâyesi

Aslında doktora yapmasına gerek yoktu. Harp Okulunu bitirmişti. Hemen ardından Hukuk Fakültesine kaydolmuş, subay olarak görev yaparken oradan da diploma alma fırsatını yakalamıştı. Etkili bir çevresi vardı. Siyasi konjonktür onun durumundaki insanlar için her bakımdan uygundu. Genç denebilecek yaşta bir yargıcın gelebileceği yüksek mevkilere gelmişti. Önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ardından Uyuşmazlık Mahkemesi üyeliğine seçilmişti. Daha da yükselecekti! Yüksek Mahkemelerin en yükseği sayılan Anayasa Mahkemesi … Okumaya devam et Bir İntihal Hikâyesi

Sabit Yazı

Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Adı, Mesud. Doğuştan engelli; yürüyemiyor. Tekerlekli sandalyeye mahkûm birine Mesud isminin verilmesindeki trajik duruma dikkatinizi çekecek falan değilim. Çünkü, böyle bir durum yok! “Tekerlekli sandalyeye mahkûm” klişesi Mesud için zaten çok fazla. Bir kumanda çubuğu ile idare ettiği akülü arabası üzerinde hiç de bir mahkûm gibi durmuyor. Sağlam, güvenilir bir duruşa sahip. Kesinlikle ezik biri değil. Çevik hareketlerle, ustaca kullandığı aracına sözünü geçiriyor. Aracı ona … Okumaya devam et Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Sabit Yazı

Rahman-Âşıklar

Bulgaristan topraklarına Dereköy sınır kapısından geçerek giriyoruz. Havayoluyla başka bir ülkeye gitmekle, karadan gitmek arasında çok fark var. Hava limanlarından geçiş soyut bir eylem gibi. Göklere açılan bir kapıdan geçiyorsunuz, ârafta geçirilen bir süre ve yabancı bir dünyaya açılan bir başka kapı! Hudut kapıları bildiğiniz somut kapılar! Bilmediğiniz ülkenin giriş kapısı hemen karşınızda; görüyorsunuz. Arabanızdan iniyorsunuz, yürüyorsunuz, tekrar biniyorsunuz; üniformalar, edalar,  tavırlar, alfabe ve dildeki … Okumaya devam et Rahman-Âşıklar

Sabit Yazı

Tramvay Neden Dosdoğru Otobüs Terminaline Gitmez de Bütün Eskişehir’i Harmanlar? 🤔

Bir Alman yüzünden! Yıllar yıllar önce Çimento Fabrikasında çalışan bir Alman mühendis yüzünden. Sene 1957. Eskişehir Çimento Fabrikası yeni kurulmuş. Üretim başlamış fakat resmi açılışı henüz yapılmamıştır. O yıllarda “incecik ve gencecik” bir gazete muhabirine Çimento Fabrikasının kalite kontrol işlerini yapan sözünü ettiğimiz Alman mühendisin imzasını taşıyan bir rapor ulaşır. Raporda henüz deneme üretimi yapan fabrikanın ilk ürünlerinin silolarda dinlendirilmesi ve dört katlı kraft kâğıt … Okumaya devam et Tramvay Neden Dosdoğru Otobüs Terminaline Gitmez de Bütün Eskişehir’i Harmanlar? 🤔

GEZİ YAZILARI Sabit Yazı

Büyük Makedonya!

“Ezan sesine çan seslerinin karıştığı, Arnavut’un, Türk’ün, Makedon’un, Yunan’ın, Bulgar’ın, Ibıh’ın –pardon Ibıh olmadı! Ibıh’ı çıkartalım, yerine Ulahı koyalım– evet Ulah’ın kolkola girip Taşköprü üzerinde halay çektiği; dillerin, renklerin ve daha bir çok şeyin birbirine karıştığı…. vs. vs.” gibi sözlerle yazıya başlamak güzel olabilirdi. Ama durum öyle değil! Ayrıca ezan sesine çan sesinin karışmasını istemem. Makedonya’nın nüfusu, heykelleri de sayarsak 2 milyon civarında. Bunun % 64’ünü … Okumaya devam et Büyük Makedonya!

Sabit Yazı

Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya

Avrupa nereden başlar? Coğrafi olarak Eminönü’den başlar tabii! Kastım o değil. Sosyolojik olarak, kültürel olarak ya da tarihi anlamda nereden başlatmalıyız Avrupa’yı? Ben Avrupa’nın Budapeşte’den sonra başladığını düşünürüm. Budapeşte’yi Avrupa’ya dahil etmek gelmez içimden. Macar yazar Deszo Kozstolanyi dahi kendini Batı-Avrupa kültürüne yakın hissetmediğini itiraf ederken, kalıcı eserler ve hatıralar bıraktığımız Macaristan’ı ben niye Avrupa’ya bırakayım? Gönül ve ruh bağımı sürdürmek isterim oralarla. Balkanlara gelince…. … Okumaya devam et Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya

Sabit Yazı

Kutlu Cordoba

Granada-Cordoba arasındaki yolculuğumuz ikibuçuk saat kadar sürdü. Yol boyunca nereye bakarsanız bakın zeytin bahçelerinden başka bir şey görmüyorsunuz. Dağlar, tepeler her yer zeytin ağaçlarıyla kaplı. Son derece düzenli taraçalar halinde âdeta sonsuzluğa uzanan zeytinlikler. Bir tane olsun zeytinden farklı bir ağaç türüne rastlayamadık yolculuğumuz süresince. Arazide gördüğümüz küçük boşlukların düzenli sürülmüş hallerinden ve hiç bir yabani bitki örtüsünü barındırmamasından buraların da  yeni zeytin fidanları için … Okumaya devam et Kutlu Cordoba

Sabit Yazı

Endülüs’ün Gelini: Granada

Granada’ya vardığımızda hava iyice kararmıştı. Otel çalışanının önceden verdiği tavsiyeye uyarak arabamızı şehir merkezindeki bir yeraltı otoparkına bıraktık. Otelin bulunduğu eski semtte park etme imkânı yoktu çünkü. Ama şöyle bir kolaylık düşünmüşler: Otele kadar ödenecek taksi parası sonradan otopark ücretinden mahsup edilebiliyormuş. Biz yine de yürümeyi tercih ettik. Hava güzel, yükümüz hafif, şehir canlı ve ışıltılıydı. Granada, “Sierra Nevada” dağ silsilesinin hemen dibine kurulmuş tepeler-vadiler … Okumaya devam et Endülüs’ün Gelini: Granada

Sabit Yazı

Endülüs İzlenimleri: Malaga

Yazıyı flamenco müziğinin hafif bir yorumuyla birlikte okumak isterseniz ses dosyasını açabilirsiniz. Bugün “Endülüs” (Andalucia) dediğimizde İspanya’nın güneyindeki özerk bölge anlaşılır. Tarihsel olarak Endülüs, İslam egemenliğindeki İber yarımadasının büyük bir kısmını kapsar. Sınırları İspanya’nın kuzeyine kadar uzanır ve Portekiz’i de içerirdi. Endülüs’ün altın üçgenini Seville, Cordoba ve Granada oluşturur. Biz Seville kentini göremedik. Seville de bizi göremedi haliyle😀!  Cordoba ile Seville arasında bir tercih yapmamız … Okumaya devam et Endülüs İzlenimleri: Malaga

Sabit Yazı

Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Endülüs’ü gönlüme düşüren Emin Oktay’ın “Tarih” ders kitabıydı sanırım. Elhamra Sarayındaki Aslanlı Avlu’nun fotoğrafını ilk orada görmüş olmalıyım. Klişe tekniğiyle basılmış soluk bir resimdi. İlkokula yeni başlamıştım. Abilerimin ders kitaplarını karıştırmayı, daha doğrusu resimlerine bakmayı seviyordum. “Endülüs” ismini de çok sevmiştim. İçinde ses uyumunu barındıran, yumuşak bir isimdi. İncelikli Endülüs uygarlığına çok yakışıyordu. Doğudaki Hint-İslâm uygarlığının Batıdaki karşılığıydı Endülüs. Çocukluk imgelemimde her ikisi de hayallerimi … Okumaya devam et Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Sabit Yazı

Ve Palermo!

Palermo’ya hazırlıksız gitmiştik. Yani, bir gezi plânı falan yapmamıştık. Filanca şehirde görmeniz gereken 10 yer türünden internet listelerine dahi bakamamıştık. Oraya gitmemizin temel sebebi bir kaç eski sütunu görmekti. Bunun dışında Palermo hakkında tek bildiğim bir futbol kulübünün olduğu ve bir tarihte Fenerbahçe ile aynı grupta yer aldığıydı. Bazen böylesi daha iyi oluyor. Önbilginizin olmaması önyargılardan ve beklentilerden sizi kurtarıyor. Sürprizler gerçek bir sürpriz etkisi … Okumaya devam et Ve Palermo!

Sabit Yazı

Cefalu

Cefalu, büyük bir kaya blokunun dibine kurulmuş çok eski, romantik bir sahil kasabası. Oraya vardığımızda hafiften, ince, insanı rahatsız etmeyen bir yağmur yağıyordu. Deniz ve gökyüzü gri bir renge bürünmüştü. Geniş ve güzel plajında çok az insan vardı. Belki bu yüzden şehrin bende uyandırdığı duygu romantizmden ziyade hüzün oldu. Taormina’da iliklerimize kadar hissettiğimiz Akdeniz atmosferi burada yoktu. Cefalu’nun kıyıya iyice sokulmuş yapılarında bir yıpranmışlık göze … Okumaya devam et Cefalu

Sabit Yazı

Black Madonna

Hıristiyan Avrupa kültüründe Hz. İsa ve Hz. Meryem “beyaz” ırktan avrupai bir tip olarak tasvir edilir. Sayıları az da olsa Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın çocukluk halinin esmer ya da siyah tenli olarak tasvir edildiği heykeller ve ikonalar da varmış. Nadir oldukları için Siyah Madonna’lar Hıristiyan dünyasında her zaman ilgi görür ve bir takım efsanelere konu olurlarmış. Hıristiyan dünyası dedik ama aslında daha çok katolikler … Okumaya devam et Black Madonna

Sabit Yazı

Sicilya İzlenimleri: San Piero

Sicilya’ya Budapeşte üzerinden gittik. Catania Havaalanına indiğimizde neredeyse gece yarısı olmuştu. Kiraladığımız bir araçla, adada kaldığımız süre boyunca bize ev sahipliği yapacak olan San Piero kentine doğru yola çıktık. Önümüzde iki seçenek vardı: Ya Sicilya kıyılarını çepeçevre dolanan otoyolu tercih edecektik ya da daha kestirme gibi görünen ama Mustafa’nın önceki deneyimleri dolayısıyla zorlu bir yol olduğunu bildiği dağ yolunu seçecektik. İki yaşını daha yeni doldurmuş … Okumaya devam et Sicilya İzlenimleri: San Piero

Sabit Yazı

Sicilya’nın Renkleri, Sesleri ve Türküleri

İtalya, siyasal birliğini ancak 1871 yılında sağlayabilmiş. Bu yüzden olmalı, halâ her bölge kendini diğerlerinden farklı görüyor. Deniliyor ki, sorsanız kendilerine “İtalyan” demezler; ait oldukları bölge veya şehirle kendilerini tanımlamayı tercih ederler. Milanolu, Romalı, Venedikli gibi. Sanırım bu eğilim İtalya’nın en uç bölgesini oluşturan Sicilya’da çok daha güçlü. Sicilya, biliyorsunuz Akdeniz’in ortasında bir ada. Büyük, güzel, yeşil bir ada. Yolların kesişim noktasında olduğu için tarih … Okumaya devam et Sicilya’nın Renkleri, Sesleri ve Türküleri

Sabit Yazı

Sıcaksular

Sıcaksular, biz erkek çocukları için “Teksas-Tommiks” demekti 60’lı yıllarda. İtalyanlar tarafından çizildiğini sonradan öğrendiğimiz çizgi romanlara o zamanlar böyle derdik. Kağıt mendile “selpak” denir ya, onun gibi. Ucuz kağıda basılmış, kapakları renkli-resimli, içi siyah-beyaz çizgi romanlardı bunlar. Görünüşte böyleydi ama, bu ucuz romanları elimize aldığımızda hayal dünyamız ardı ardına patlayan rengârenk havai fişeklerin etkisinde kalmış gibi olurdu. O siyah-beyaz kareleri hayal gücümüzle renklendirirdik. Her gün … Okumaya devam et Sıcaksular

Sabit Yazı

Hamamyolu Faciası Başımıza Neden Geldi?

“Ne faciası!” diye tepki verdiyseniz, işte tam da bu yüzden bir faciadır Hamamyolu’na yapılan gudûbet inşaat. Evet, Hamamyolu’na yapılanı “facia” sözcüğüyle ifade edebiliriz. Bunun abartılmış bir niteleme olmadığını belirtmek isterim. Birazdan gerekçeleriyle açıklamaya çalışacağım. Ama önce Eskişehir dışından bizi izleyenlere ve Eskişehir’li gençlere Hamamyolu hakkında bir kaç şey söylemek isterim. Hamamyolu, Eskişehir’in merkezindeki bir caddeye halk tarafından verilen isimdir. Resmi adı da öyle midir, doğrusu … Okumaya devam et Hamamyolu Faciası Başımıza Neden Geldi?

Sabit Yazı

Eskişehir Seni 💔 Sevmiyorum, Çünkü …..

Kendini bir Avrupa şehri sanıyorsun. Sen bir Avrupa şehri değilsin.  Sen bir Anadolu şehrisin. Bu gerçeği kabul etmelisin. Avrupa şehri “gibi” de değilsin. Şu halinle göze hoş gelen bir karikatürsün. Çocuklar için tasarlanmış yarım yamalak bir Disneyland’sın. Bunları bir şaka olsun, gönüller şenlensin diye yapıyorum diyebilirsin! Ama sen, Eskişehir, bu işi ciddiye alıyorsun! Avrupa ve şehirleri konusunda sağlam bir fikrin yok Eskişehir. Sen hiç Venedik’e … Okumaya devam et Eskişehir Seni 💔 Sevmiyorum, Çünkü …..

Sabit Yazı

Eskişehir Seni ❤️ Seviyorum, Çünkü ….

Çünkü, “Eski” şehirleri severim. Sadece ismin yeter seni sevmem için. Bir şehrin içinden nehir geçiyorsa sevgim katmerlenir. Senin tam ortandan Porsuk, üstünden Sakarya, altından Sakarya, sağından gene Sakarya geçiyor. “Sakarya Türküsü” şiiri senin için yazılmış olmasın? Coğrafya ufkumun geniş olmasını sağladığın için severim seni. Klasik “Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri” ayırımını aşmışsın. Bir bölgeye değil, bütün bölgelere aitsin. Kuzeye doğru bir adım attığımda Karadeniz’deyim; Güneye biraz yürüdüğümde … Okumaya devam et Eskişehir Seni ❤️ Seviyorum, Çünkü ….

Sabit Yazı

Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları

Cuma günleri Eskişehir civarındaki köy ve kasabaları dolaşıyoruz. Bu gezileri bir çeşit   alışkanlık haline getirdik. “Bahânesiz dost köyüne varılmaz” demiş Karacaoğlan. Bizim bahanemiz de cuma namazları oldu. Bu ıssız köy ve kasabalara gitmek için bir bahane aranıyor gerçekten. Yoksa durduk yerde kim gider Uyuzhamam köyüne ya da Dodurga’ya ya da Kocakaymaz’a. Cuma bizi her hafta yeni bir bahane aramaktan da kurtarıyor ayrıca. Yani, bu … Okumaya devam et Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları

Sabit Yazı

“Dedem Mehmet Rıfat”

Kendi dedemden söz etmiyorum. “Dedem Mehmet Rıfat“ grafik sanatçısı ve reklâmcı Uğurcan Ataoğlu’nun dünya gözüyle tanıyamadığı dedesinin anısına yayımladığı kitabın ismi. Kitabı ilk kez A.Ü Çağdaş Sanatlar Müzesinde gördüm. Uğurcan Ataoğlu’nun işlerinden oluşan kişisel bir sergi vardı Müzede. Sanatçının yayımladığı kitaplar da bir sehpa üzerine öylesine bırakılmış gibi duruyordu. Kitaplara elimi sürüp sürmemek konusunda kısa bir duraksama geçirdim. Sergilenen eserlere el sürülmez ya! Böyle bir terbiye … Okumaya devam et “Dedem Mehmet Rıfat”

Sabit Yazı

Şehir Müzesine Doğru Önemli Bir Adım: ETO Ticaret ve Sanayi Müzesi ve Ötesi

Eskişehir Ticaret Odası’nın girişimiyle şehrimizde güzel bir müze daha açıldı. Öncelikle ETO Başkanı Sayın Metin Güler’i bu girişiminden dolayı içtenlikle kutlar ve bir Eskişehirli olarak kendilerine teşekkür etmek isterim. Böyle bir projeye karar vermek kadar projeyi hayata geçirmek de kuşkusuz çok önemli ve yorucu bir iştir. Projeyi hayata geçiren ekibin başında bulunan Prof. Dr. Erol İpekli ve arkadaşlarını da tebrik ederim. Gerçekten çok iyi iş … Okumaya devam et Şehir Müzesine Doğru Önemli Bir Adım: ETO Ticaret ve Sanayi Müzesi ve Ötesi

Sabit Yazı

Şehir ve Tabiat

Amerikalı antropolog Ernest Becker’a göre, insanoğlu tabiattan kaçmak ve tabiatı aşmak için kültürü yaratmıştır. Becker’ın düşüncesini dayandırdığı temel ilkelerden biridir bu inanış. Ancak, yine bu düşünür insanın tabiattan kaçmak için yaptığı her girişimin sonuçta yine tabiatın bir yansıması olduğunu söyler. Becker’a göre bu bir paradokstur. Örneğin, gökdelenler insan yapımı dağlardan başka birşey değildir. Caddeler nehirleri simgeler. Bahçeler, dünyevi bir cennetin tezahürüdür. Hatta şehrin bizzat kendisi, … Okumaya devam et Şehir ve Tabiat

Sabit Yazı

“Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Bugünlerde bir seyahat dergisinin reklâmlarında sıkça duyuyoruz bu sözü. Olumlu anlamda kullanılıyordur hiç kuşkusuz. Sonuçta bir reklâmda geçiyor bu söz. Aslına bakarsanız “şehir”, öyküleme ve sinema sanatında her zaman önemli bir sembolik unsur olma işlevi görmüştür. Yalnızca sanat ve edebiyat alanında değil, tarihi ve sosyolojik süreçlerde de önemli roller üstlenir şehirler. Bazen, diğer şehirlerden rol çaldıkları da olur. Ülkemizde gözümüzün önünde politik bir çadır tiyatrosu sahneleniyor. … Okumaya devam et “Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Sabit Yazı

Elveda Hamamyolu, Unwelcome Urban Deck!

Hamamyolu sizlere ömür sayın seyirciler! Yerine konulmaya çalışılan şeye ise “hoşgeldin” diyemeyeceğim. Alâaddin ve Yediler Parkları, şehrimizin merkezinde bulunan iki önemli (başka da yok zaten) yeşil alandır. Bunlar şehrimize sonradan kazandırılan yerler değillerdir. Tarih boyunca (1000-bin- yıldan sözediyoruz) şehrimizle birlikte var olmuş ve belleğimizde yer etmiş mekânlardır buralar. Özel bir duyarlılık göstermemiz gereken bu alanlar, maalesef son 50 yılda korkunç bir hoyratlığın kurbanı olmuştur. Sözde hizmet … Okumaya devam et Elveda Hamamyolu, Unwelcome Urban Deck!

Sabit Yazı

Şehrin Azizleri

“Eskişehir’in Kahramanları” da diyebilirdik ama azizler demekte de bir yanlışlık yok. Evet! Her şehrin bir azizi vardır. Bazı şehirler ise aziz insanlar açısından çok daha zengindir. Eskişehir de bu şanslı şehirlerdendir. Hayatı maddi ve manevi yönüyle insanlığa örnek olabilecek büyük kişiliklerdir azizler ve azizeler. Batı’da yani Avrupa’da şehirlerin ve kasabaların koruyucu azizlerinden söz edilir. Bizim azizlerimizi onlarla karıştırmayalım lütfen. Çünkü, onlar atamayla “aziz” olurlar. Kimin … Okumaya devam et Şehrin Azizleri

Sabit Yazı

Akademik Gelenekler

  Gelenek, ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinemeyen, eskiden beri uygulana gelen ve genellikle iyi bir şey olarak kabul gören her türlü âdet, alışkanlık, davranış biçimi ve kültürel değerler için kullandığımız bir sözcüktür. Üniversitelerin de köklü geleneklere sahip olması arzu edilen bir şeydir. Köksüz olmayı kim arzu eder ki? Ancak, arzu etmek başka şeydir, olgusal gerçeklik başka şey. Daha dün kurulmuş bir üniversitenin tanıtım … Okumaya devam et Akademik Gelenekler

Sabit Yazı

Eskişehir’in Süper Kahramanı!

Hatırlayanlar olacaktır “Eskişehir’in Kalesi, Hocası ve Süper Kahramanı” başlıklı yazımda şehrimizin kalesinden sözetmiştim. Hocası ve kahramanı hakkında yazmayı ise bir başka yazıya bırakmıştım. Kısmet bugüneymiş. Bu yazımızda kahramanımızı anlatmaya çalışacağım dilim döndüğünce. Eskişehir’in herkesçe bilinen hocası yine bir başka yazıya kaldı. “Süper kahraman” da nerden çıktı diye sorabilirsiniz. Teksas-Tommiks okuyarak büyümüş, ilk okuma zevkini bu tür kitaplardan almış bir kuşaktan geldiğimiz için kahramanlar her zaman ilgimi çekmiştir, … Okumaya devam et Eskişehir’in Süper Kahramanı!

Sabit Yazı

Suyu Arayan Şehir

Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili Sezai KARAKOÇ Hepimizin aradığı sudur aslında. Sadece maddi anlamıyla değil, sembolik anlamıyla da suyu ararız. “Suyu arayan adamlar” olduğu gibi suyu arayan şehirler de vardır. En güzel şehirlerdir içinden su geçen şehirler: Saraybosna, Budapeşte, Bağdat…. Su gibi aziz şehirler. Suya batmış şehirleri saymıyorum. Venedik, ter su içindedir! Başını su üstünde tutmaktır … Okumaya devam et Suyu Arayan Şehir

Sabit Yazı

Romanlarda Eskişehir

Şehirlerin de bir karakteri vardır. Bu yüzden sanatın her alanı, özellikle edebiyat şehirlere ayrı bir ilgi gösterir. Bir roman karakteri olarak şehir, bireysel ya da toplumsal karakterler kadar ilginç olabilir. Çünkü, şehir mimariden ibaret değildir. Sadece tarihsel bir varlık olarak da niteleyemeyiz şehirleri. Şehir; inançları, duyguları, değerleri ve durum alışları da içeren hayli karmaşık bir zihinsel yapıdır. İstanbul, Bursa, Şam, Bağdat gibi anıtsal şehirlerin karakter … Okumaya devam et Romanlarda Eskişehir

Sabit Yazı

“Siyah Rus”

Kitapçı raflarında göz gezdirirken “Siyah Rus” başlığını görmemle kitabı elime almam arasında geçen süre, sarı ışıkla arkamdaki arabadan gelen korna sesi arasındaki süre kadardı muhtemelen. Rus’un kızılını ve beyazını bilirdim ama siyahının olabileceği hiç aklıma gelmezdi! İsminin yanı sıra kitabın kapağı da çok çekiciydi; 40’lı ya da 50’li yıllarda yayımlanmış ucuz macera romanlarını andırıyordu. Aslında aradığım, bir roman değildi. Yaşlandıkça daha az roman okuma ihtiyacını hisseder … Okumaya devam et “Siyah Rus”

Sabit Yazı

Kardeşim Battûta!

Başlık bir mektubun girişi gibi olsa da, “kardeşim” sözcüğünün İbn Battûta’ya ilişkin bütün duygularımı özetlediğini düşünüyorum. Aramızdaki 700 senelik yaş farkı ona “kardeşim” dememe engel değil. Seyahatnamesini okurken çağları aşan bir kardeşlik, arkadaşlık, duygudaşlık etkisine kapıldım. 700 sene önce yazılmış bir kitap gibi değil de, sanki modern zamanlara ait bir aydının kaleminden çıkmış gibiydi seyahatnamesi. Gönül eğlendirmek için gezmelere çıkmış sıradan bir gezgin ya da serüvenci … Okumaya devam et Kardeşim Battûta!

Sabit Yazı

Hiyeroğlif Çağına Geri Dönüş 😟

Kağıt endüstrisinde Müthiş bir gerileyiş tekniği Papirüs Mermer Tuğla Ceylan derisi İpek Kumaş Odun Saman Kepek Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saat. Sezai Karakoç’un anıtsal şiiri Hızırla Kırk Saat’ten yaptığımız alıntı , ilk keşfinden bu yana kağıt imalatında  kullanılan malzeme kalitesindeki düşüşe dikkat çeker bir yönüyle. Mermerden tuğlaya, ipekten kepeğe geçiş! Cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sadece kısa mesajlarımızda değil, normal yazılı metinlerde de sıkça kullanmaya başladığımız emojiler, bana Hızırla … Okumaya devam et Hiyeroğlif Çağına Geri Dönüş 😟

Ah Eskişehir! Güzel Eskişehir!

Yıllar önce, eşimin çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Almanya’nın doğu sınırındaki küçük kasabaya gittiğimizde, aradan otuz yıl geçmesine rağmen herşeyin olduğu gibi hiç değişmeden kalmasına şaşmıştık. Sokak adları, kapı numaraları, çocuk parkındaki salıncak, fırıncı dükkanı, hatta dükkanın tabelası, kırtasiyeci, oturdukları ev en ufak bir değişikliğe uğramadan Türkiye’ye dönerken bıraktıkları haliyle karşılamıştı eşimi. Bir şehrin geçmişin mirasını ve hatıralarını koruyarak ve geleceği gözeterek gelişmesi gerektiğini düşünürüm. İnsan … Okumaya devam et Ah Eskişehir! Güzel Eskişehir!

Caduceus

“Kadüse” diye okuyabilirsiniz. Türkçe’deki ismi böyleymiş. Yunan mitolojisine göre Hermes’in (Romalı Merkür’ün) asasına verilen isim. Şu halde asanın sahibi Hermes’i biraz yakından tanımakta fayda var: Hermes, Zeus ve Maia’nın oğlu, Apollon’un  üvey kardeşi, Furinas’ın bacanağı, Fraude’nin kuzeni olan bir yunan tanrısı! Tanrılar arasında haber taşıma, ölülere yeraltı yolculuklarında rehberlik yapma, çatışan taraflar arasında uzlaşma sağlama gibi görevleri var Hermes’in. Bir  Olimpos tanrısı olan Hermes, aynı zamanda … Okumaya devam et Caduceus