Sabit Yazı

Bir İntihal Hikâyesi

Aslında doktora yapmasına gerek yoktu. Harp Okulunu bitirmişti. Hemen ardından Hukuk Fakültesine kaydolmuş, subay olarak görev yaparken oradan da diploma alma fırsatını yakalamıştı. Etkili bir çevresi vardı. Siyasi konjonktür onun durumundaki insanlar için her bakımdan uygundu. Genç denebilecek yaşta bir yargıcın gelebileceği yüksek mevkilere gelmişti. Önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ardından Uyuşmazlık Mahkemesi üyeliğine seçilmişti. Daha da yükselecekti! Yüksek Mahkemelerin en yükseği sayılan Anayasa Mahkemesi … Okumaya devam et Bir İntihal Hikâyesi

Sabit Yazı

Akademik Gelenekler

  Gelenek, ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinemeyen, eskiden beri uygulana gelen ve genellikle iyi bir şey olarak kabul gören her türlü âdet, alışkanlık, davranış biçimi ve kültürel değerler için kullandığımız bir sözcüktür. Üniversitelerin de köklü geleneklere sahip olması arzu edilen bir şeydir. Köksüz olmayı kim arzu eder ki? Ancak, arzu etmek başka şeydir, olgusal gerçeklik başka şey. Daha dün kurulmuş bir üniversitenin tanıtım … Okumaya devam et Akademik Gelenekler

Caduceus

“Kadüse” diye okuyabilirsiniz. Türkçe’deki ismi böyleymiş. Yunan mitolojisine göre Hermes’in (Romalı Merkür’ün) asasına verilen isim. Şu halde asanın sahibi Hermes’i biraz yakından tanımakta fayda var: Hermes, Zeus ve Maia’nın oğlu, Apollon’un  üvey kardeşi, Furinas’ın bacanağı, Fraude’nin kuzeni olan bir yunan tanrısı! Tanrılar arasında haber taşıma, ölülere yeraltı yolculuklarında rehberlik yapma, çatışan taraflar arasında uzlaşma sağlama gibi görevleri var Hermes’in. Bir  Olimpos tanrısı olan Hermes, aynı zamanda … Okumaya devam et Caduceus

Üniversite’ye Kimleri Getirmeli?

Başlık bazılarına tuhaf gelebilir. Ama üniversitedeki herkesin ne demek istediğimi anladığını düşünüyorum. “Üniversiteye birini getirmek” diye bir deyim var hayatımızda. Duruma göre bir konferansa, sosyal, kültürel ya da sanatsal bir etkinliğe üniversite tarafından davet edilen ve kendisinden bir konuşma ya da söyleşi yapması istenen konukları kastederiz bu deyimle. Deyimin kapsamına ilke olarak işleri gereği konferans vermek, bildiri sunmak ya da panele katılmak durumunda olan akademisyenler … Okumaya devam et Üniversite’ye Kimleri Getirmeli?

Sanatın Özü, Güzelliğin Özü

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum; şöyle bir cümle yer etmiş zihnimde: “Sanatın özü güzelliktir”.  NY Islamic Arts grubunun ürettiği eserleri  ilk gördüğümde “İşte güzellik!” dedim içimden. Saf olanın güzelliğiydi bu. Doğanın içinden gelen ama doğaüstü bir güzellik. sen tabiatın içinde tabiatla birlikte fakat tabiat üstüsün “Kav” şiirinin herkesçe bilinen bu dizesi ile hat, tezhip, minyatür gibi klasik sanatlarımız arasında bir bağ kurulabilir diye düşünüyorum. Bir eleştiri olarak … Okumaya devam et Sanatın Özü, Güzelliğin Özü

Üniversite Kapıları

Bildiğiniz kapılardan söz ediyorum. Eskilerin “nizamiye kapısı” ya da “cümle kapısı” dedikleri ana giriş kapılarından. Bir türlü sevemedim bu kapıları. İnsan, kışlaya mı giriyorum acaba duygusuna kapılıyor buralardan geçerken. Yanlış anlamayın anti-militarizm edebiyatı yapacak değilim. Her ne kadar bir zamanlar kapıda duran güvenlik görevlilerinin, makam arabalarının içindeki yöneticilere esas duruşta selam vermelerine hayretle bakmış olsam da, benim rahatsızlığım başka. Benimki tamamen estetik / mimari kaygılarla … Okumaya devam et Üniversite Kapıları

Müzede Müzik

Çağdaş Sanatlar Müzesi bu haftadan itibaren yeni bir etkinliğe başlıyor: Müzede Müzik. Kulağa hoş geliyor değil mi? Sadettin Hoca haberi ilk verdiğinde, bir arkadaşımız “Music at the Museum” diye heyecanla haykırdı. Gülüştük. Bir şeyin ingilizcesini söylemeden anlaşılamayacağına inanırdı çünkü! “Türkçesi de fena değil” dedik. Etkinlik her Çarşamba saat 13:00’da gerçekleşecek. Öğle yemeğimizi yiyip, çayımızı içtikten ve memleketi kurtardıktan sonra, ofislerimize daha dingin bir ruhla gidebilmemiz … Okumaya devam et Müzede Müzik