Sabit Yazı

Türk Mektupları

Eski seyahatnameleri severim. “Nesini seversin?” diye sorarsanız pek çok sebep sıralayabilirim. Bir kere, gördüğüm-bildiğim yerlerin yüzlerce yıl önceki hallerini anlatan metinler beni fazlasıyla heyecanlandırır! Örneğin, büyük gezginimiz İbn Battuta’nın günümüzden tam 700 yıl önce, Eskişehir’den İstanbul’a giderken defalarca kenarından geçtiğim Mekece Köyünde  bir gece kaldığını, orada güzel bir şekilde ağırlandığını okuduktan sonra, Mekece benim için kenarından geçilen sıradan bir köy olmaktan çıkmıştır. Şimdi ne zaman oradan … Okumaya devam et Türk Mektupları

Sabit Yazı

Bir İntihal Hikâyesi

Aslında doktora yapmasına gerek yoktu. Harp Okulunu bitirmişti. Hemen ardından Hukuk Fakültesine kaydolmuş, subay olarak görev yaparken oradan da diploma alma fırsatını yakalamıştı. Etkili bir çevresi vardı. Siyasi konjonktür onun durumundaki insanlar için her bakımdan uygundu. Genç denebilecek yaşta bir yargıcın gelebileceği yüksek mevkilere gelmişti. Önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ardından Uyuşmazlık Mahkemesi üyeliğine seçilmişti. Daha da yükselecekti! Yüksek Mahkemelerin en yükseği sayılan Anayasa Mahkemesi … Okumaya devam et Bir İntihal Hikâyesi

Sabit Yazı

Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Adı, Mesud. Doğuştan engelli; yürüyemiyor. Tekerlekli sandalyeye mahkûm birine Mesud isminin verilmesindeki trajik duruma dikkatinizi çekecek falan değilim. Çünkü, böyle bir durum yok! “Tekerlekli sandalyeye mahkûm” klişesi Mesud için zaten çok fazla. Bir kumanda çubuğu ile idare ettiği akülü arabası üzerinde hiç de bir mahkûm gibi durmuyor. Sağlam, güvenilir bir duruşa sahip. Kesinlikle ezik biri değil. Çevik hareketlerle, ustaca kullandığı aracına sözünü geçiriyor. Aracı ona … Okumaya devam et Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Sabit Yazı

Rahman-Âşıklar

Bulgaristan topraklarına Dereköy sınır kapısından geçerek giriyoruz. Havayoluyla başka bir ülkeye gitmekle, karadan gitmek arasında çok fark var. Hava limanlarından geçiş soyut bir eylem gibi. Göklere açılan bir kapıdan geçiyorsunuz, ârafta geçirilen bir süre ve yabancı bir dünyaya açılan bir başka kapı! Hudut kapıları bildiğiniz somut kapılar! Bilmediğiniz ülkenin giriş kapısı hemen karşınızda; görüyorsunuz. Arabanızdan iniyorsunuz, yürüyorsunuz, tekrar biniyorsunuz; üniformalar, edalar,  tavırlar, alfabe ve dildeki … Okumaya devam et Rahman-Âşıklar

Sabit Yazı

Tramvay Neden Dosdoğru Otobüs Terminaline Gitmez de Bütün Eskişehir’i Harmanlar? 🤔

Bir Alman yüzünden! Yıllar yıllar önce Çimento Fabrikasında çalışan bir Alman mühendis yüzünden. Sene 1957. Eskişehir Çimento Fabrikası yeni kurulmuş. Üretim başlamış fakat resmi açılışı henüz yapılmamıştır. O yıllarda “incecik ve gencecik” bir gazete muhabirine Çimento Fabrikasının kalite kontrol işlerini yapan sözünü ettiğimiz Alman mühendisin imzasını taşıyan bir rapor ulaşır. Raporda henüz deneme üretimi yapan fabrikanın ilk ürünlerinin silolarda dinlendirilmesi ve dört katlı kraft kâğıt … Okumaya devam et Tramvay Neden Dosdoğru Otobüs Terminaline Gitmez de Bütün Eskişehir’i Harmanlar? 🤔

GEZİ YAZILARI Sabit Yazı

Büyük Makedonya!

“Ezan sesine çan seslerinin karıştığı, Arnavut’un, Türk’ün, Makedon’un, Yunan’ın, Bulgar’ın, Ibıh’ın –pardon Ibıh olmadı! Ibıh’ı çıkartalım, yerine Ulahı koyalım– evet Ulah’ın kolkola girip Taşköprü üzerinde halay çektiği; dillerin, renklerin ve daha bir çok şeyin birbirine karıştığı…. vs. vs.” gibi sözlerle yazıya başlamak güzel olabilirdi. Ama durum öyle değil! Ayrıca ezan sesine çan sesinin karışmasını istemem. Makedonya’nın nüfusu, heykelleri de sayarsak 2 milyon civarında. Bunun % 64’ünü … Okumaya devam et Büyük Makedonya!

Sabit Yazı

Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya

Avrupa nereden başlar? Coğrafi olarak Eminönü’den başlar tabii! Kastım o değil. Sosyolojik olarak, kültürel olarak ya da tarihi anlamda nereden başlatmalıyız Avrupa’yı? Ben Avrupa’nın Budapeşte’den sonra başladığını düşünürüm. Budapeşte’yi Avrupa’ya dahil etmek gelmez içimden. Macar yazar Deszo Kozstolanyi dahi kendini Batı-Avrupa kültürüne yakın hissetmediğini itiraf ederken, kalıcı eserler ve hatıralar bıraktığımız Macaristan’ı ben niye Avrupa’ya bırakayım? Gönül ve ruh bağımı sürdürmek isterim oralarla. Balkanlara gelince…. … Okumaya devam et Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya