Sabit Yazı

Bir Kitâbenin Çağrıştırdıkları

İstanbul Üniversitesinde öğrenciyken, Beyazıt Meydanındaki o görkemli kapı farklı bir heyecan uyandırırdı genç ruhlarımızda! Önemli bir yere girdiğimiz hissini duyumsardık, anıtsal kapının Endülüsü çağrıştıran at nalı kemerlerinin altından geçerken. Aynı zamanda egzotik bir yere giriyormuşuz gibi gelirdi bize. Bunda oryantalist mimari üslûbun yanı sıra, kapının ardında uzanan iki yanı ulu çınarlarla kaplı yolun da bir etkisi vardı kuşkusuz. Bir kaç adımla ulaştığımız o geniş avludan … Okumaya devam et Bir Kitâbenin Çağrıştırdıkları

Sabit Yazı

“İstanbul’un Mevsimleri ve Sanatlarımız”

Çok seyrek de olsa burada başka eserlerden yapılmış alıntılara yer veriyorum. Geçenlerde Tanpınar’ın gazete ve dergilerde yayınlanmış yazılarının bir araya getirildiği “Yaşadığım Gibi” isimli kitabı okurken, kendimi “İstanbul’un Mevsimleri ve Sanatlarımız” başlıklı yazısının neredeyse her satırının altını çizerken buldum. İlk defa 1953 yılında İstanbul isimli dergide yayımlanmış bu yazı. Tanpınar ve İstanbul denilince doğal olarak meşhur “Beş Şehir” kitabı akla gelir. Buradaki ayrı bir  yazı ! Ben … Okumaya devam et “İstanbul’un Mevsimleri ve Sanatlarımız”

Sabit Yazı

Anadolu Üniversitesini Kim Kurdu?

Devlet kurdu. Sorunun en basit ve yalın cevabı budur. Devlet üniversitelerini devlet kurar. Özel üniversiteleri şahıslar kurar. Devlet üniversitelerinin kurulması sırasında bazı kişilerin daha fazla emeği geçer elbette. Kuruluş aşamasının zorluklarıyla uğraşan bu kişileri de saygıyla hatırlarız her zaman. Eskişehir’de yüksek öğretimin temeline ilk harcı koyan Orhan Oğuz’un, üniversitenin gelişmesinde önemli bir rol oynayan Yılmaz Büyükerşen’in emekleri her zaman takdir edilmiştir. Ancak, üniversiteyi kim kurdu … Okumaya devam et Anadolu Üniversitesini Kim Kurdu?

Sabit Yazı

Hîle-i Akademiyye

Bu yazının başlığı şöyle olabilirdi: “Yükseköğretim Sisteminde Rol Alan Aktörlerin Davranışsal Sorunlarına Bilim Etiği Ve ‘İnsan Olan Bunu Yapar mı’ Bağlamında Bir Yaklaşım Denemesi: Türkiye, İtalya ve Moritanya İçin Karşılaştırmalı Bir Analiz”. Tabii başlığı böyle olan bir makaleyi ben burada yayınlamaz, hakemli bir dergiye gönderirdim. Emin olun yayınlanırdı. Karşılığında akademik puan ve para alırdım. Parayı yayıncı değil Devlet öderdi. İstersem İngilizce, biraz zorlanarak İtalyanca veya … Okumaya devam et Hîle-i Akademiyye

Sabit Yazı

“Alçaklığın Evrensel Tarihi”

Başlık Jorge Luis Borges’nin bir kitabına ait. Bazı kitaplar böyledir. Kapaktaki isim bir mıknatıs gibi sizi kendine çeker. Öylesine kışkırtıcı öylesine karşı konulmazdırlar. Daha kapağını açmadan zincirleme bir reaksiyona neden olurlar zihin dünyamızda. Çağrışım yeni bir çağrışımı tetikler. Bir sağanak gelir, bulutlar yarılır, güneşler parıldar! Kabul ediyorum. Son cümle fazla oldu. Eskiler “sözün şehvetine kapılmamalı” derler. Sözün şehveti sanıldığının aksine “belden aşağı vurmak” ya da “belden aşağı … Okumaya devam et “Alçaklığın Evrensel Tarihi”

Sabit Yazı

1913 Yılında Eskişehir

Eski seyahatnameleri sevdiğimi söylemiştim. Fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. Bugünlerde, Tarih Vakfı Yurt Yayınları arasında çıkan “Anadolu 1913” isimli kitabı elimden düşürmüyorum. Çünkü daha ilk sayfalarda yazar 1913 yılının Eskişehir’inden bahsediyordu. Kitabın yazarı Béla Horváth. Macar bir araştırmacı diyebiliriz. Temkinli bir ifade kullanmamın nedeni yazar hakkında internette doyurucu bir bilgiye ulaşamamış olmam. Doyurucu olmak şöyle dursun, hiçbir bilgiye ulaşamadım desem yeridir. Bu devirde Macar da olsa kitap … Okumaya devam et 1913 Yılında Eskişehir

Sabit Yazı

OMM! Lotus Çiçeğinin İçindeki Mücevher

Odunpazarı Modern Sanat Müzesine ilişkin projeyi ilk duyduğumda hayal kırıklığı, endişe ve merak duyguları içinde kalmıştım. Hayal kırıklığının sebebi proje yeri olarak Odunpazarı’nın seçilmiş olmasıydı. Böyle bir müze için benim hayalimdeki yer Atatürk Stadyumu’nun bulunduğu alandı. Bu hayalimi 2013 yılında yazdığım “Şehir Meydanı ve Üniversite” başlıklı yazımda ifade etmeye çalışmıştım. Merak edenler yazının linkine tıklayabilirler. Endişemin sebebi de aynıydı. Odunpazarı’nın tarihi ve mimari dokusuyla modern … Okumaya devam et OMM! Lotus Çiçeğinin İçindeki Mücevher

Sabit Yazı

Hannover İzlenimleri

Yaz bitti! Sonbaharı Hannover’de karşıladık. Hannover izlenimlerimi yazmak gibi bir düşüncem yoktu aslında. Almanya’nın “sıkıcı” bir ülke olduğu konusunda genel bir ön yargı vardır. İşin garibi Almanlar da bunu itiraf ediyorlar. Daha geçenlerde Lufthansa’nın CEO’sunun ağzından şöyle bir söz çıktı: In the end, we are boring. We are German; we like to be boring! Tabii o bunu Almanca söylemiştir. “Nihayetinde biz sıkıcıyız. Biz Almanız; sıkıcı … Okumaya devam et Hannover İzlenimleri

Sabit Yazı

Poşet Vergisi!

Biliyorsunuz, yılbaşından itibaren marketlerde plastik poşetler bir bedel karşılığında verilmeye başlandı. Yasal düzenlemenin ardında kimsenin itiraz edemeyeceği haklı bir amaç varmış gibi görünüyor: Poşet kullanımını sınırlandırmak suretiyle plastik atıklardan kaynaklanan çevre kirliliğini azaltmak. Plastik poşetlerin yol açtığı kirlilikten hepimiz rahatsız oluyoruz. Hele içi çöp dolu poşetlerin bilinçsizce piknik alanlarında, yol kenarlarında bırakılması yok mu… Memleketimizin güzelim köşelerinin poşet dağlarıyla kirletilmesi hiç kuşkusuz toplumsal bilinçaltımızda bir … Okumaya devam et Poşet Vergisi!

Sabit Yazı

İki Film Birden: Müslüm ve Bohemian Rhapsody

Ne ilginç bir tesadüf! Freddie Mercury’nin hayat hikayesini konu alan “Bohemian Rhapsody” filmi ile Müslüm Gürses’i anlatan “Müslüm” filmi sinemalarda aynı anda gösterime girdi. Ben  her iki filmi de izledim. Hem de ardı ardına. Çocukluğumda “iki film birden” izlemişliğim çoktur. Şan Sinemasında üç film birden izlediğimiz olurdu. Gündüzün aydınlığında girdiğimiz sinemadan gecenin karanlığına çıktığımızda geçici bir körlük yaşardık! Köhne sinemanın tuhaf kokularla harmanlanmış kirli havasıyla … Okumaya devam et İki Film Birden: Müslüm ve Bohemian Rhapsody

Sabit Yazı

Bölünme Meselesi

Anadolu Üniversitesinin bölünmesinden söz ediyorum. Biliyorsunuz Mayıs ayında çıkarılan bir kanunla Anadolu Üniversitesi bölünerek Eskişehir Teknik Üniversitesi adıyla yeni (!) bir üniversite kuruldu. Böylece siyasiler Eskişehir’e vâdettikleri üçüncü üniversite sözünü yerine getirmiş oldular. Görünüşte de olsa söz tutuldu. Anadolu Üniversitesi bölünme tecrübesini ilk kez yaşamıyor. Ancak, bu sefer başına gelen diğerlerinden hayli farklı. Bölünmenin getireceği sorunların daha uzun bir süre her iki üniversiteyi meşgul etmesi … Okumaya devam et Bölünme Meselesi

Sabit Yazı

Türk Mektupları

Eski seyahatnameleri severim. “Nesini seversin?” diye sorarsanız pek çok sebep sıralayabilirim. Bir kere, gördüğüm-bildiğim yerlerin yüzlerce yıl önceki hallerini anlatan metinler beni fazlasıyla heyecanlandırır! Örneğin, büyük gezginimiz İbn Battuta’nın günümüzden tam 700 yıl önce, Eskişehir’den İstanbul’a giderken defalarca kenarından geçtiğim Mekece Köyünde  bir gece kaldığını, orada güzel bir şekilde ağırlandığını okuduktan sonra, Mekece benim için kenarından geçilen sıradan bir köy olmaktan çıkmıştır. Şimdi ne zaman oradan … Okumaya devam et Türk Mektupları

Sabit Yazı

Bir İntihal Hikâyesi

Aslında doktora yapmasına gerek yoktu. Harp Okulunu bitirmişti. Hemen ardından Hukuk Fakültesine kaydolmuş, subay olarak görev yaparken oradan da diploma alma fırsatını yakalamıştı. Etkili bir çevresi vardı. Siyasi konjonktür onun durumundaki insanlar için her bakımdan uygundu. Genç denebilecek yaşta bir yargıcın gelebileceği yüksek mevkilere gelmişti. Önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ardından Uyuşmazlık Mahkemesi üyeliğine seçilmişti. Daha da yükselecekti! Yüksek Mahkemelerin en yükseği sayılan Anayasa Mahkemesi … Okumaya devam et Bir İntihal Hikâyesi

Sabit Yazı

Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Adı, Mesud. Doğuştan engelli; yürüyemiyor. Tekerlekli sandalyeye mahkûm birine Mesud isminin verilmesindeki trajik duruma dikkatinizi çekecek falan değilim. Çünkü, böyle bir durum yok! “Tekerlekli sandalyeye mahkûm” klişesi Mesud için zaten çok fazla. Bir kumanda çubuğu ile idare ettiği akülü arabası üzerinde hiç de bir mahkûm gibi durmuyor. Sağlam, güvenilir bir duruşa sahip. Kesinlikle ezik biri değil. Çevik hareketlerle, ustaca kullandığı aracına sözünü geçiriyor. Aracı ona … Okumaya devam et Rüyalarında Bile Yürümeyen Adam ile Bir Diğer Adam

Sabit Yazı

Rahman-Âşıklar

Bulgaristan topraklarına Dereköy sınır kapısından geçerek giriyoruz. Havayoluyla başka bir ülkeye gitmekle, karadan gitmek arasında çok fark var. Hava limanlarından geçiş soyut bir eylem gibi. Göklere açılan bir kapıdan geçiyorsunuz, ârafta geçirilen bir süre ve yabancı bir dünyaya açılan bir başka kapı! Hudut kapıları bildiğiniz somut kapılar! Bilmediğiniz ülkenin giriş kapısı hemen karşınızda; görüyorsunuz. Arabanızdan iniyorsunuz, yürüyorsunuz, tekrar biniyorsunuz; üniformalar, edalar,  tavırlar, alfabe ve dildeki … Okumaya devam et Rahman-Âşıklar