Sabit Yazı

Hannover İzlenimleri

Yaz bitti! Sonbaharı Hannover’de karşıladık. Hannover izlenimlerimi yazmak gibi bir düşüncem yoktu aslında. Almanya’nın “sıkıcı” bir ülke olduğu konusunda genel bir ön yargı vardır. İşin garibi Almanlar da bunu itiraf ediyorlar. Daha geçenlerde Lufthansa’nın CEO’sunun ağzından şöyle bir söz çıktı: In the end, we are boring. We are German; we like to be boring! Tabii o bunu Almanca söylemiştir. “Nihayetinde biz sıkıcıyız. Biz Almanız; sıkıcı … Okumaya devam et Hannover İzlenimleri

Sabit Yazı

Rahman-Âşıklar

Bulgaristan topraklarına Dereköy sınır kapısından geçerek giriyoruz. Havayoluyla başka bir ülkeye gitmekle, karadan gitmek arasında çok fark var. Hava limanlarından geçiş soyut bir eylem gibi. Göklere açılan bir kapıdan geçiyorsunuz, ârafta geçirilen bir süre ve yabancı bir dünyaya açılan bir başka kapı! Hudut kapıları bildiğiniz somut kapılar! Bilmediğiniz ülkenin giriş kapısı hemen karşınızda; görüyorsunuz. Arabanızdan iniyorsunuz, yürüyorsunuz, tekrar biniyorsunuz; üniformalar, edalar,  tavırlar, alfabe ve dildeki … Okumaya devam et Rahman-Âşıklar

GEZİ YAZILARI Sabit Yazı

Büyük Makedonya!

“Ezan sesine çan seslerinin karıştığı, Arnavut’un, Türk’ün, Makedon’un, Yunan’ın, Bulgar’ın, Ibıh’ın –pardon Ibıh olmadı! Ibıh’ı çıkartalım, yerine Ulahı koyalım– evet Ulah’ın kolkola girip Taşköprü üzerinde halay çektiği; dillerin, renklerin ve daha bir çok şeyin birbirine karıştığı…. vs. vs.” gibi sözlerle yazıya başlamak güzel olabilirdi. Ama durum öyle değil! Ayrıca ezan sesine çan sesinin karışmasını istemem. Makedonya’nın nüfusu, heykelleri de sayarsak 2 milyon civarında. Bunun % 64’ünü … Okumaya devam et Büyük Makedonya!

Sabit Yazı

Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya

Avrupa nereden başlar? Coğrafi olarak Eminönü’den başlar tabii! Kastım o değil. Sosyolojik olarak, kültürel olarak ya da tarihi anlamda nereden başlatmalıyız Avrupa’yı? Ben Avrupa’nın Budapeşte’den sonra başladığını düşünürüm. Budapeşte’yi Avrupa’ya dahil etmek gelmez içimden. Macar yazar Deszo Kozstolanyi dahi kendini Batı-Avrupa kültürüne yakın hissetmediğini itiraf ederken, kalıcı eserler ve hatıralar bıraktığımız Macaristan’ı ben niye Avrupa’ya bırakayım? Gönül ve ruh bağımı sürdürmek isterim oralarla. Balkanlara gelince…. … Okumaya devam et Küçük Ülkenin Büyük Heykelleri: Makedonya

Sabit Yazı

Kutlu Cordoba

Granada-Cordoba arasındaki yolculuğumuz ikibuçuk saat kadar sürdü. Yol boyunca nereye bakarsanız bakın zeytin bahçelerinden başka bir şey görmüyorsunuz. Dağlar, tepeler her yer zeytin ağaçlarıyla kaplı. Son derece düzenli taraçalar halinde âdeta sonsuzluğa uzanan zeytinlikler. Bir tane olsun zeytinden farklı bir ağaç türüne rastlayamadık yolculuğumuz süresince. Arazide gördüğümüz küçük boşlukların düzenli sürülmüş hallerinden ve hiç bir yabani bitki örtüsünü barındırmamasından buraların da  yeni zeytin fidanları için … Okumaya devam et Kutlu Cordoba

Sabit Yazı

Endülüs’ün Gelini: Granada

Granada’ya vardığımızda hava iyice kararmıştı. Otel çalışanının önceden verdiği tavsiyeye uyarak arabamızı şehir merkezindeki bir yeraltı otoparkına bıraktık. Otelin bulunduğu eski semtte park etme imkânı yoktu çünkü. Ama şöyle bir kolaylık düşünmüşler: Otele kadar ödenecek taksi parası sonradan otopark ücretinden mahsup edilebiliyormuş. Biz yine de yürümeyi tercih ettik. Hava güzel, yükümüz hafif, şehir canlı ve ışıltılıydı. Granada, “Sierra Nevada” dağ silsilesinin hemen dibine kurulmuş tepeler-vadiler … Okumaya devam et Endülüs’ün Gelini: Granada

Sabit Yazı

Endülüs İzlenimleri: Malaga

Yazıyı flamenco müziğinin hafif bir yorumuyla birlikte okumak isterseniz ses dosyasını açabilirsiniz. Bugün “Endülüs” (Andalucia) dediğimizde İspanya’nın güneyindeki özerk bölge anlaşılır. Tarihsel olarak Endülüs, İslam egemenliğindeki İber yarımadasının büyük bir kısmını kapsar. Sınırları İspanya’nın kuzeyine kadar uzanır ve Portekiz’i de içerirdi. Endülüs’ün altın üçgenini Seville, Cordoba ve Granada oluşturur. Biz Seville kentini göremedik. Seville de bizi göremedi haliyle😀!  Cordoba ile Seville arasında bir tercih yapmamız … Okumaya devam et Endülüs İzlenimleri: Malaga

Sabit Yazı

Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Endülüs’ü gönlüme düşüren Emin Oktay’ın “Tarih” ders kitabıydı sanırım. Elhamra Sarayındaki Aslanlı Avlu’nun fotoğrafını ilk orada görmüş olmalıyım. Klişe tekniğiyle basılmış soluk bir resimdi. İlkokula yeni başlamıştım. Abilerimin ders kitaplarını karıştırmayı, daha doğrusu resimlerine bakmayı seviyordum. “Endülüs” ismini de çok sevmiştim. İçinde ses uyumunu barındıran, yumuşak bir isimdi. İncelikli Endülüs uygarlığına çok yakışıyordu. Doğudaki Hint-İslâm uygarlığının Batıdaki karşılığıydı Endülüs. Çocukluk imgelemimde her ikisi de hayallerimi … Okumaya devam et Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Sabit Yazı

Ve Palermo!

Palermo’ya hazırlıksız gitmiştik. Yani, bir gezi plânı falan yapmamıştık. Filanca şehirde görmeniz gereken 10 yer türünden internet listelerine dahi bakamamıştık. Oraya gitmemizin temel sebebi bir kaç eski sütunu görmekti. Bunun dışında Palermo hakkında tek bildiğim bir futbol kulübünün olduğu ve bir tarihte Fenerbahçe ile aynı grupta yer aldığıydı. Bazen böylesi daha iyi oluyor. Önbilginizin olmaması önyargılardan ve beklentilerden sizi kurtarıyor. Sürprizler gerçek bir sürpriz etkisi … Okumaya devam et Ve Palermo!

Sabit Yazı

Cefalu

Cefalu, büyük bir kaya blokunun dibine kurulmuş çok eski, romantik bir sahil kasabası. Oraya vardığımızda hafiften, ince, insanı rahatsız etmeyen bir yağmur yağıyordu. Deniz ve gökyüzü gri bir renge bürünmüştü. Geniş ve güzel plajında çok az insan vardı. Belki bu yüzden şehrin bende uyandırdığı duygu romantizmden ziyade hüzün oldu. Taormina’da iliklerimize kadar hissettiğimiz Akdeniz atmosferi burada yoktu. Cefalu’nun kıyıya iyice sokulmuş yapılarında bir yıpranmışlık göze … Okumaya devam et Cefalu

Sabit Yazı

Black Madonna

Hıristiyan Avrupa kültüründe Hz. İsa ve Hz. Meryem “beyaz” ırktan avrupai bir tip olarak tasvir edilir. Sayıları az da olsa Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın çocukluk halinin esmer ya da siyah tenli olarak tasvir edildiği heykeller ve ikonalar da varmış. Nadir oldukları için Siyah Madonna’lar Hıristiyan dünyasında her zaman ilgi görür ve bir takım efsanelere konu olurlarmış. Hıristiyan dünyası dedik ama aslında daha çok katolikler … Okumaya devam et Black Madonna

Sabit Yazı

Sicilya İzlenimleri: San Piero

Sicilya’ya Budapeşte üzerinden gittik. Catania Havaalanına indiğimizde neredeyse gece yarısı olmuştu. Kiraladığımız bir araçla, adada kaldığımız süre boyunca bize ev sahipliği yapacak olan San Piero kentine doğru yola çıktık. Önümüzde iki seçenek vardı: Ya Sicilya kıyılarını çepeçevre dolanan otoyolu tercih edecektik ya da daha kestirme gibi görünen ama Mustafa’nın önceki deneyimleri dolayısıyla zorlu bir yol olduğunu bildiği dağ yolunu seçecektik. İki yaşını daha yeni doldurmuş … Okumaya devam et Sicilya İzlenimleri: San Piero

Sabit Yazı

Sicilya’nın Renkleri, Sesleri ve Türküleri

İtalya, siyasal birliğini ancak 1871 yılında sağlayabilmiş. Bu yüzden olmalı, halâ her bölge kendini diğerlerinden farklı görüyor. Deniliyor ki, sorsanız kendilerine “İtalyan” demezler; ait oldukları bölge veya şehirle kendilerini tanımlamayı tercih ederler. Milanolu, Romalı, Venedikli gibi. Sanırım bu eğilim İtalya’nın en uç bölgesini oluşturan Sicilya’da çok daha güçlü. Sicilya, biliyorsunuz Akdeniz’in ortasında bir ada. Büyük, güzel, yeşil bir ada. Yolların kesişim noktasında olduğu için tarih … Okumaya devam et Sicilya’nın Renkleri, Sesleri ve Türküleri

Sabit Yazı

Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları

Cuma günleri Eskişehir civarındaki köy ve kasabaları dolaşıyoruz. Bu gezileri bir çeşit   alışkanlık haline getirdik. “Bahânesiz dost köyüne varılmaz” demiş Karacaoğlan. Bizim bahanemiz de cuma namazları oldu. Bu ıssız köy ve kasabalara gitmek için bir bahane aranıyor gerçekten. Yoksa durduk yerde kim gider Uyuzhamam köyüne ya da Dodurga’ya ya da Kocakaymaz’a. Cuma bizi her hafta yeni bir bahane aramaktan da kurtarıyor ayrıca. Yani, bu … Okumaya devam et Eskişehir’in Issız Köyleri, Sorkun Çömlekleri, Gürleyik Suları