Sabit Yazı

Kutlu Cordoba

Granada-Cordoba arasındaki yolculuğumuz ikibuçuk saat kadar sürdü. Yol boyunca nereye bakarsanız bakın zeytin bahçelerinden başka bir şey görmüyorsunuz. Dağlar, tepeler her yer zeytin ağaçlarıyla kaplı. Son derece düzenli taraçalar halinde âdeta sonsuzluğa uzanan zeytinlikler. Bir tane olsun zeytinden farklı bir ağaç türüne rastlayamadık yolculuğumuz süresince. Arazide gördüğümüz küçük boşlukların düzenli sürülmüş hallerinden ve hiç bir yabani bitki örtüsünü barındırmamasından buraların da  yeni zeytin fidanları için … Okumaya devam et Kutlu Cordoba

Sabit Yazı

Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Endülüs’ü gönlüme düşüren Emin Oktay’ın “Tarih” ders kitabıydı sanırım. Elhamra Sarayındaki Aslanlı Avlu’nun fotoğrafını ilk orada görmüş olmalıyım. Klişe tekniğiyle basılmış soluk bir resimdi. İlkokula yeni başlamıştım. Abilerimin ders kitaplarını karıştırmayı, daha doğrusu resimlerine bakmayı seviyordum. “Endülüs” ismini de çok sevmiştim. İçinde ses uyumunu barındıran, yumuşak bir isimdi. İncelikli Endülüs uygarlığına çok yakışıyordu. Doğudaki Hint-İslâm uygarlığının Batıdaki karşılığıydı Endülüs. Çocukluk imgelemimde her ikisi de hayallerimi … Okumaya devam et Endülüs İzlenimleri: Özlü Tarihçe

Sabit Yazı

Kardeşim Battûta!

Başlık bir mektubun girişi gibi olsa da, “kardeşim” sözcüğünün İbn Battûta’ya ilişkin bütün duygularımı özetlediğini düşünüyorum. Aramızdaki 700 senelik yaş farkı ona “kardeşim” dememe engel değil. Seyahatnamesini okurken çağları aşan bir kardeşlik, arkadaşlık, duygudaşlık etkisine kapıldım. 700 sene önce yazılmış bir kitap gibi değil de, sanki modern zamanlara ait bir aydının kaleminden çıkmış gibiydi seyahatnamesi. Gönül eğlendirmek için gezmelere çıkmış sıradan bir gezgin ya da serüvenci … Okumaya devam et Kardeşim Battûta!