ÜNİVERSİTE VE MÜZİK

Üniversitelerin bilim ve bilimin uygulamaya dönük bir verimi olan teknoloji üretimi konusundaki sorunları hakkında pek çok görüş ve eleştiri dinledik bugüne kadar. Söylenen sözlerin çoğunda bir haklılık payı var kuşkusuz. Ben bugünkü yazımda bilim ve teknoloji konusu kadar önemli gördüğüm, ama nedense son zamanlarda biraz küçümsenerek yaklaşıldığı duygusuna kapıldığım “sanat” meselesi üzerinde durmak istiyorum. Daha doğrusu sanatın özel bir alanı olan “müzik ve müzik eğitimine” ilişkin görüşlerimi ve yıllar içinde birikmiş izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. Her zaman yaptığımız gibi Anadolu Üniversitesi bağlamından uzaklaşmamaya gayret edeceğiz.

Bir üniversiteyi başarılı ve değerli kılan faktörler arasında genel olarak sanata yönelik tutumunun ve bilim alanında olduğu kadar sanat alanında yaptığı katkıların da bulunduğuna inanıyorum. Öyle ki, bazen üniversitenin envanterinde bulunan eşsiz bir sanat eseri ya da sahip olduğu iyi bir müze üniversiteye muazzam bir prestij sağlar. Örneğin, Dünya’da pek az sayıda kalmış bulunan Stradivarius kemanlardan biri üniversitemizde bulunsaydı keşke! Stradivarius kemanımız olmasa da iyi bir enstrüman müzesi oluşturma imkanımız var. Bence böyle bir müzeyi oluşturmamız gerekiyor. Bunun hem genç öğrencilerimizin eğitimlerine, hem üniversitenin prestijine, hem de giderek bir müzeler şehri olma yolunda ilerleyen şehrimize değer katacağı çok açık.

Her alan için geçerli olan iyi kütüphane şartının konservatuvarların müzik bölümleri için farklı bir önemi olsa gerek. Bir kere müzik kütüphanelerini genel kütüphanelerden, bu bir üniversite kütüphanesi olsa bile, ayırmakta yarar var. Konservatuvar öğrencilerinin bunlara kolaylıkla ulaşabilmesi bakımından konservatuvarın kendi binası içinde kütüphaneye bir yer ayrılmalıdır. Müzik kitaplığı doğal olarak sadece basılı eserlerden ya da nota kitaplarından oluşmaz. Çok zengin bir kayıt arşivine ve bu arşivdeki müzik eserlerini bireysel olarak dinlemeye imkan sağlayan donanıma ve ortama ihtiyaç vardır. Modası geçmiş kaset / CD çalarları artık bir müzede değerlendirmeliyiz. Arşiv deyince Doğan Görsev tarafından üniversitemize bağışlanan Evrensel Klasik Müzik Arşivini (Weber Bandotek) anmadan geçmek olmaz. Bu zengin arşive kütüphanemizin Kybele yazılımı sayesinde internet üzerinden ulaşmak mümkün. Biz amatörler için ne büyük kolaylık. Ancak, zamanında üniversitemize kazandırılan bu zengin arşive profesyonellerin daha kaliteli bir dinleme ortamında ulaşmaya hakları olmalı.

Bir de tonmayster (TDK böyle yazılmasını öneriyor) sorunu var. Türkçe karşılık olarak “ses yönetmeni” diyenler de var. Seslerin ustası da diyebiliriz. Yoksa “seslerin efendisi” mi denilmeli? Haddimi aşmak istemem. Amacım uzmanlık alanım olmayan bir konuda ukalalık etmek değil. Ancak, bir konservatuvarı idare ediyorsanız “tonmayster” sorunununa kayıtsız kalamazsınız. Çünkü tonmayster olmadan profesyonelce bir orkestra kaydı yapamazsınız. Bizde ses teknisyenleri var (kadroları da vardır umarım), onlar da aynı işi yapıyor diyerek geçiştirilecek bir konu değil bu.

Konserlerin “hava trafik kontrolörleridir” tonmaysterler (itiraf ediyorum benzetme bana ait değil). Hava trafik kontrolörü olmayan bir hava alanı düşünebiliyor musunuz?

Bir enstrümanın ya da bir vokalistin tınısının hangi süreçlerden geçerek dinleyicinin kulağına ulaştığını bilen kişidir tonmayster. Diğer bir deyişle, tonmayster sound duygusuna sahip mühendisle fizikçinin aynı şahıs da cisim bulmuş halidir. Bizde, yani Anadolu Üniversitesinde var mı bu yüce şahıslardan? Peki, temininde güçlük olan şahıslar mıdır bunlar?

İyi bir tonmayster bulmak kolay olmasa da imkansız değildir. “Anadolu Üniversitesi” isminin çekiciliği her konuda olduğu gibi, bu sorunu da çözmeyi kolaylaştırır. Tabii büyük yetenekleri çekmek ya da en azından elinizdeki kendi yeteneklerinizi kaçırmamak gibi bir derdiniz varsa!

Kendi bahçemizde yetiştirsek nasıl olur? Mühendislik bölümümüz var; fizik bölümümüz var; sanatçılarımız var. Yapamaz mıyız?

Bölüm deyince; öteden beri kafama takılır. Biliyorsunuz, günümüzde müzik endüstriyel bir konu aynı zamanda. Üniversitemizde sinema müziği, belgesel müziği, reklam ya da ticari müzik yapımları üzerine eğitim veren bir bölüm oluşturulsa iyi olmaz mı? Böyle bir bölüm sinema-TV, reklamcılık, çizgi film ve animasyon bölümlerine de önemli katkılar sağlar bence. Giderek bir medya toplumuna dönüşüyoruz (medya toplumu lafı bilinçsizce ağzımdan çıktı, umarım literatürde yeri vardır), gelecek nesiller kına gecesi, nişan, düğün ve akla gelebilecek her türlü etkinlik videolarının müziklerini profesyonellere yaptırmak isteyebilirler. Belki de daha şimdiden bunun talebi oluşmuştur.

Sözü çok uzattığımın farkındayım. Tiyatro ve konser salonlarımızın, bilhassa AKM ve 2003 Konser Salonunun çok ciddi bakıma ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek yazımızı tamamlayalım.

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Anadolu Senfoni Orkestrası bizim övünç kaynaklarımızdır. Üniversitemizin ismini yükselten unsurlardır bunlar. Ancak, büyük emeklerle, çilelerle, binbir zorlukla oluşturulmuş bu kurumları sadece gururlanarak ayakta tutamayız. Eksiklerini görecek bir gözümüz, sorunlarını kendinize dert ettirecek bir duyarlılığımız olmalıdır bu kurumlara karşı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s