Sabit Yazı

Türk Mektupları

Eski seyahatnameleri severim. “Nesini seversin?” diye sorarsanız pek çok sebep sıralayabilirim. Bir kere, gördüğüm-bildiğim yerlerin yüzlerce yıl önceki hallerini anlatan metinler beni fazlasıyla heyecanlandırır! Örneğin, büyük gezginimiz İbn Battuta’nın günümüzden tam 700 yıl önce, Eskişehir’den İstanbul’a giderken defalarca kenarından geçtiğim Mekece Köyünde  bir gece kaldığını, orada güzel bir şekilde ağırlandığını okuduktan sonra, Mekece benim için kenarından geçilen sıradan bir köy olmaktan çıkmıştır. Şimdi ne zaman oradan … Okumaya devam et Türk Mektupları

Sabit Yazı

“Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Bugünlerde bir seyahat dergisinin reklâmlarında sıkça duyuyoruz bu sözü. Olumlu anlamda kullanılıyordur hiç kuşkusuz. Sonuçta bir reklâmda geçiyor bu söz. Aslına bakarsanız “şehir”, öyküleme ve sinema sanatında her zaman önemli bir sembolik unsur olma işlevi görmüştür. Yalnızca sanat ve edebiyat alanında değil, tarihi ve sosyolojik süreçlerde de önemli roller üstlenir şehirler. Bazen, diğer şehirlerden rol çaldıkları da olur. Ülkemizde gözümüzün önünde politik bir çadır tiyatrosu sahneleniyor. … Okumaya devam et “Eskişehir İstanbul’dan Rol Çalıyor”

Sabit Yazı

“Siyah Rus”

Kitapçı raflarında göz gezdirirken “Siyah Rus” başlığını görmemle kitabı elime almam arasında geçen süre, sarı ışıkla arkamdaki arabadan gelen korna sesi arasındaki süre kadardı muhtemelen. Rus’un kızılını ve beyazını bilirdim ama siyahının olabileceği hiç aklıma gelmezdi! İsminin yanı sıra kitabın kapağı da çok çekiciydi; 40’lı ya da 50’li yıllarda yayımlanmış ucuz macera romanlarını andırıyordu. Aslında aradığım, bir roman değildi. Yaşlandıkça daha az roman okuma ihtiyacını hisseder … Okumaya devam et “Siyah Rus”